
Bir önceki sezonda 70 galibiyet 6 mağlubiyet gibi çılgınca bir performans sergileyen dünya 1 numarası Novak Djokovic, henüz sene başında bu istatistiği tarihe gömmek istediğini göstermeye çalışıyor gibi. Grand Slam'lerde üst üste 7. yarı finalini kovalayan Djoker, bu amacına ulaşmak için 'Duvar' lakaplı raket Ferrer'e toslamamak zorundaydı. Biri 2008 yılında yine Melbourne çeyrek finalinde olmak üzere 11 kez boy ölçüşen ikilinin 6-5 ile Djokovic'in üstün girdiği rekabetteki son randevu Londra'daki ATP Turu Finalleri'nde gerçekleşmiş, maçtan 6-3, 6-1 gibi çarpıcı bir skorla Ferrer galip ayrılmıştı.
Bu sefer Djokovic hem Londra'nın rövanşını almak, hem de ünvan korumak için geldiği Avustralya'ya havlu atmamak için korta çıktı. Geri çizgi ustası iki raketin mücadelesinin bitmek bilmeyen rallilere sahne olması bekleniyordu ve oyunun henüz ilk puanında bu beklentilerin boşa çıkmayacağı görüldü. Klasik bir erkekler maçındaki oyunlardan daha uzun süren ilk oyunlarda başabaş bir görünüm vardı. Ancak durum 2-2 iken rakibinin servisini kıran Nole, elde ettiği bu avantajı set sonuna kadar sürdürdü. İlk set 6-4 ile Sırp oyuncuya gitti.
İkinci sete İspanyol raketin servisini kırarak hızlı bir giriş yapan isim yine Novak'tı. Her topa cevap verebilme yeteneği ve sağlam oyunundan dolayı 'Duvar' lakabını almış Ferrer yıkılmadı. Erken bir cevapla servis kırarak durumu 2-2'ye getirdi. Bu anlarda Sırp raket, Ferrer'in çıkarılması güç toplarından birini yine geri göndermek için olanca gücüyle çabalarken, acıyla sol kasığını tutması üzerine tenisseverlerin aklına 'Bu halde maça nasıl devam edecek?' soruları gelmeye başladı. Zorlanmasına rağmen setten kopmayan Djoker, rakibinin servisini kritik bir noktada kırarak durumu 6-5 ile lehine getirdi. Richard Gasquet gibi zorlu bir 'backhand üstadını' geçerek son sekize erişen Ferrer ise seti kolay kolay kaptırma niyetinde değildi. Nitekim rakibinin servis avantajını kullanmasına izin vermeyerek seti tie-break'e götürdü. 'Tie-break'lerin şanstan, iyi oyundan çok klasını gösterme, konuşturma yerleri' olduğunu kanıtlayan Novak, 76 dakika süren setin tie-break'ini 7/4 ile noktalayarak setlerde 2-0 öne fırladı.
Maçın üçüncü setinde Sırp depreminin 'Duvar'da gözle görülür çatlaklar oluşturduğu belli oluyordu. Rakibine servis kırma şansı dahi tanımadığı sette baştan sona ezici bir üstünlük kurarak adeta rakibini korttan silen Djokovic, 6-1 ile çekici vurarak 'Duvar'ı yıkmasını bildi. Müsabaka boyunca 27'de 21 gibi yüksek bir oranda fileye yaklaşarak kazandığı puanlarla öne çıkan Nole toplam 35 kazanma vuruşu yaparken, Ferrer'de bu sayı 18 olarak kaydedildi.
Bu sonuçla Grand Slam'lerdeki galibiyet serisini 19 maça çıkaran Novak Djokovic'in yarı finaldeki rakibi, Kei Nishikori'yi üç sette geçen Andy Murray olurken, iki raket daha önce 10 kez kafa kafaya gelmiş, 6'sından Novak, 4'ünden ise Andy korttan mutlu bir şekilde ayrılmıştı. 2011 Avustralya Açık finalinde de rakip olan ikilinin maçında 6-4, 6-2, 6-3 ile galip gelen Djokovic, şampiyonluk sevinci yaşamıştı.