|
12 Temmuz 2010, 00:00
|
Şevket F. Erbay
|
Fed üzerine yorumlar
|
TV kanallarının çok hoşlandığı bir format haline gelen çapraz masalı 'karşıt görüşler' popülaritesini artırdı. Yeni yüzyılda modern toplumun yüceltilen direklerinden 'ifade ve yorum özgürlüğü' bu sayede bir metaya dönüştürülüyor. Kavgaya doğru ilerleyen tonlar, TV yapımcılarının işine geliyor. Bu durum bir noktaya kadar kabul edilebilir; ticari bir iş yapıyorlar sonuçta.
Bir de farklı görüş öne sürmek için kasılanlar var. 150 yılı bulan Türk basın tarihinin son elli yılında hizmet vermiş ve bu kasıntının mihenk taşı olan kel kafalı komik adam, 'Hakan Şükür golcü değil'den tutun da envai çeşit iddia ve beyanlarıyla (zaman zaman iftiraya kadar varabiliyor) dikkat çekmek için ne taklalar attığını gördük. Bazen ciddi ciddi böyle düşünüyor; ama kimi zaman öyle absürd noktalara giriyor ki, insan ister istemez 'desinler' diye yaptığını düşünüyor. Bu da bir tarz tabii, her ülkenin medyasında görünüşte 'muhalif' bir stille üste çıkan karakterler var.
Herkesin görüşünü söyleme, basın-yayın yoluyla yayma hakkı, yasal güvenceye sahip. Zinhar, 'Kel kafalı adam yazı yazmasın' gibi bir fikrimiz yok. Bu dünyadan göçene kadar yazabilir. Lakin sırf laf olsun diye şunlar çıkıyorsa kaleminden, insanların 'bunak' deme hakkına da kimse engel olamaz:
"Süper tenisçi yok. Hiç kimse Federer demesin. Adamı Sampras ile mukayeseye kalktılar. Sampras'ın bir eli etmez Federer."
"Final maçında bir ara istatistik bindi ekrana. Servis vole ile kazanılmış bir puan yok. Berdych'de de, Nadal'da da. Bir pozisyon servis atıp fileye gelmemişler. Hepsi çizgi oyuncusu... Bu tekdüze bir tenis."
"Serena da Venus de adam kıtlığından gidiyorlar."
(Fotomac, 7 Temmuz 2010, H.Uluç)
Eh be kel komik, oturup da nedir, ne değildir ansiklopedik bilgilerine girmeyelim burada. Uzun olur, kafan almaz. Federer'in 'bir el' edip etmediği konusunda da insan ne diyeceğini şaşırıyor. Olur ya öyle anlar, afallar bir an insan ve şu tepkiyi verir: Ne diyeyim ben şimdi sana?
Yalnız şu mevzuya bir açıklık getirirsen biz de öğrenmiş oluruz: Tenisin kalite derecesinin sadece file önünde oynanma yüzdesiyle ölçülmesi. Geri çizgide tenis falan oynanmıyor mu? Nadal geri çizgiden hiç olağanüstü passing shot ve akıllara ziyan bir içten dışa forehand çıkarmıyor mu? Bunların kaliteye hiç mi katkısı yok? Finalin puanlarının neredeyse üçte birinin (50/171) file önünde oynanması da cabası.
Sen herşeyi bilirsin. Yoksa arşivinde göndereyim. Bak bakalım efsanevi Borg, 1980 finalinde her puanda voleye mi koşmuş?
O NİYE O? Bir başka üstadımız Ziya Işıküstün, Federer'in derhal tenisi bırakması gerektiği görüşüne varmış bu turnuvanın ardından. Sebep? Mücevher değerini kaybetmemeliymiş.
Anlayamadığım bir şey var? Daha altı ay önce Avustralya'da 16'ncı slam'i aldığında herkes 'Nadal bitmiş' derken, ne çabuk 'Federer bitmiş'e dönüldü? Kimsenin bittiği falan yok. 16 tane slam kazanmış bir adamdan bahsediyoruz ve yaşı 28. Diğerinin yaşı 24 ve 8 slam'i var. En az 32'ye kadar rahatlıkla (umuyoruz!) tenis oynayabilecek iki büyük yıldız neden tenisi bıraksın?
Ama suç Federer ve Nadal'da galiba. Arkadaşlar öyle bir standart yaratmış ki, şampiyon olamadıkları zaman 'çöküşe geçti' deniyor. Çöküşün sözlük tanımı değişti de biz mi ıskaladık?
Rafael'in toprak sezonuyla birlikte geri döneceğini ve yeniden 1 numaraya çıkacağını (beş ay önce 4 numaradayken) söylemiştim. Yanılmadım. Federer'in de bir süre daha zirvedekilerden biri olacağını tahmin etmek güç değil. Her açıdan çok güçlü karaktere sahip Federer, kanımca bu sezonu kapattı. Amerika Açık'ı da kazanamayabilir.
Ama önümüzdeki yıl ve sonrasındaki olimpiyat yılında iki grand slam daha kazanabileceğini düşünüyorum. Tamamen hedefsizlikten ve konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanan bu yılki - görece - başarısızlığın 'kariyeri bitirecek noktayla' uzaktan alakası yok.
Bir de aldığı yenilgiler, muhteşem bir kariyerin ve tarihin en iyisi pozisyonundaki yeri iki ayda yerle bir edemez. Hatta bundan sonra oynayacağı 30 turnuvada üst üste çeyrek final ve öncesinde elendiğini varsayalım. Roger küçülecek mi? Hiç sanmıyorum.
Son sekiz yıl içinde gözlerinize inanamadığınız anları aklınızdan geçirin. Siz de cevaplayın: Küçülecek mi?
|