Yeni sayımızda (Ocak 2012) okurlarımıza hediye ettiğimiz tenis takviminde dördüncü sütundaki garipliklerden bahsetmek istiyorum. Hazırladığımız duvar takvimimizde dördüncü sütun, Türkiye'deki yurt için organizasyonlarına ait. Yani TTF'nin şampiyona ve turnuvalarının yer aldığı bölüm.
2012'de neredeyse her haftaya üç etkinlik koyan Türkiye Tenis Federasyonu, görünen o ki, 'dolu dolu' bir yıl vaat ediyor bize... Her yerden sarı top fışkırıyor: Sokaklara kadar yayılan bir kültür deviniminden söz etmemiz bittabi mümkün. Ne güzel.
Türkiye tenisinde gelmiş geçmiş en 'dolu' etkinlik takviminin özünün boş olduğunu söyleyeceğim. Ana hatlarıyla iyi bulduğum takvimdeki 'üç garabet' sebebiyle neden özüne eksik dediğimi açıklayayım:
Garabet 1: 1977'den bu yana yapılan Türkiye Salon Tenis Şampiyonası'nı (son dönemdeki adıyla Kış Kupası) tedavülden kaldırmanın mantığı nedir? Zaten koskoca sezonda sadece iki tane ana unvan varken hangi akla hizmet bu turnuvayı iptal edersiniz? Yerli oyuncuların başarıdan başarıya koştukları, zirvelerde fink attıkları 10 binliklere bir hafta ara verilip, bir zahmet Ocak ayında her halükarda yapılabilecek turnuva için 'yerim dar' bahanesinin arkasına sığınmak, komikliğin daniskası olur.
İyisini-kötüsünü tartışmıyorum. Salon turnuvasında katılım düşük, maçlar rezalet olabilir. Onun için ayrı bir çalışma ve fikir yürütürsünüz (Kaldı ki burada federasyonun kafa yorması gereken bir durum daha var). Benim derdim, Türkiye Şampiyonası statüsündeki iki turnuvadan birinin sudan sebeplerle yapılmaması. Dünya üzerinde her spor federasyonu, kendi yapısını oluştururken, öncelikle ismini verdiği ve sorumlu olduğu şampiyonayı en iyi şekilde düzenlemeye ve onu geliştirmeye gayret göstermez mi? Bizde neden eski köye yeni adetler geliyor, anlayamadığım budur.
Garabet 2: TTF'nin en büyük etkinliği (ki geçen yıl Antalya'da yapılan organizasyonun arkasındaki dev panoya göre TFF'nin) Türkiye Şampiyonası'nın takvimdeki sürgünü devam ediyor. 2010'da kime ve neye yer açıldığını bir türlü anlayamadığımız şekilde Kasım ayına sürülen, o yıl İstanbul'da yarısı salonda, yarısı açık havada yangından mal kaçırmacasına bitirilen Türkiye Büyükler Şampiyonası, yine aynı tarihte. İnanılır gibi değil. Kasım ayında, soğuğun ve yağmurun ortasında Taç Spor'da nasıl bir şampiyona olur, 2010'da gördük. Kasım'a sürdünüz, bari Mersin'de, Adana'da, Antep'te yapın da, hiç yoktan oralara heyecan getirsin ve 'tüm maçların bir standardı' olsun. Eski bir yazımızda bu tarih konusuna değindiğimiz için tekrara girmeyelim,
merak eden buradan okusun.
Garabet 3: Dördüncü Lig nedir? Sahte bir 'Genişliyoruz, büyüyoruz' propagandasından başka, dördüncü lig nedir arkadaş? Birinci ligin bile dökülürken - teniste lig ne için kullanılır, ne kadar gereklidir, nasıl yapılır soruları spor akademisinde araştırma konusu olacak kadar geniş olduğu için hiç o bölümlere uzamayalım - alt alta uyduruk kümeler yığıp boşuna masraf yapmanın alemi nedir? Kaç tane sporcu yetiştiren kulübe sahibiz de kulüp şampiyonası yapıyoruz? Madem kulüp yapımız güçlü, neden 30 yılda verilen yaklaşık 60 lig şampiyonluğu kupasının yüzde 95'i bir kulübün müzesinde? Kusura bakmayın ama büyük harflerle yeniden sormak zorundayım: Bu yıl yapılacak genel kurulda oy toplama işlemiyle ilgili bir manevra değilse eğer, DÖRDÜNCÜ LİG SAÇMALIĞI NEDİR?